Adnan Menderes’in Manidar Uçak Kazası

Menderes’in Londra ziyaretini yapmasının nedeni Kıbrıs’ın bağımsız bir cumhuriyet haline getirilmesi için imzalanacak Londra anlaşması idi...

8011

Londra yakınlarındaki bir çiftlikte bahçıvan olarak çalışan Peter Weller akşamüstü saatlerinde bahçedeyken birden büyük bir gürültü duydu. Yanındaki 2 arkadaşı ile beraber başlarını kaldırıp gökyüzüne baktıklarında üzerlerine doğru son derece alçaktan uçan bir uçak gördüler ve kendilerini derhal yere attılar. Saniyeler sonra yakınlarındaki ormanlık alandan gelen bir patlama sesi duydular, sesin geldiği tarafa doğru yönelince göğe yükselen alevleri gördüler. Peter ve arkadaşları hemen bisikletlerine atlayıp olay yerine gittiler. Gördükleri manzara insanın kanını donduracak cinstendi. Biraz önce üzerlerinden uçan uçak taklalar atarak ikiye ayrılmış, yanmaya başlamış, yaralıların ve cesetlerin bir kısmı dışarı fırlamıştı. Peter hemen vücudunun büyük bölümü yanmış ancak hala hayatta olan hostese yardım etmek üzere harekete geçti. Arkadaşları ise uçağın gövdesine girdiler ve yaralıların emniyet kemerlerini keserek Onları dışarı taşıdılar. O sırada olay yerine yakındaki bir çiftlikte yaşayan Antony Bailey adlı çiftçi ve eski bir hemşire olan karısı Elizabeth Bailey geldiler. Yaralılardan, durumları diğerilerine nazaran daha iyice olan üç kişi sendeleyerek çifte doğru yürümeye başladı. Elizabeth hemen yanlarına gitti ve kim olduklarını, nereden geldiklerini sordu. İçlerinden biri kusursuz ingilizcesi ve şoktan titreyen sesiyle yanıtladı Onu; “Ben Türkiye Başvekili Adnan Menderes. Bizler iyiyiz, birşeyimiz yok. Ancak uçakta çok kişi vardı, lütfen Onlara yardım edin.”

Menderes’in Londra ziyaretini yapmasının nedeni Kıbrıs’ın bağımsız bir cumhuriyet haline getirilmesi için imzalanacak Londra anlaşması idi. Yunanistan Başbakanı ve yakın dostu olan Konstantin Karamanlis ile uzun süredir bu konu üzerine mesai harcıyorlardı. 5-11 şubat 1959 tarihleri arasında Zürih konferansında buluşmuş ve uzun süren toplantılar yapmışlardı. Menderes’in geri adım atmadığı durumlarda Karamanlis taviz veriyor ve “Sırf senin hatırın için” diyordu Türkiye başbakanına. Sonunda Kıbrıs’ta bağımsız bir devlet kurulmasını öngören Zürih anlaşması imzalandı. Günün hatırası olarak iki başbakan kollarındaki saatleri çıkararak birbirlerine hediye ettiler. Sırada İngiltere’nin onayı yani atılacak son adım olan Londra anlaşmasının imza edilmesi kalmıştı. Her iki lider, İngiltere başbakanı Macmillan ile biraraya gelmek üzere kendi memleketlerinden yola çıktılar. Tarih 17 Şubat 1959′du.

Başbakanı Ankara’dan Londra’ya taşıyan Vickers Viscount 793 tipi ‘TC SEV’ adlı THY uçağı yakıt ikmali için İtalya’nın başkenti Roma’da mola vermiş, ardından Londra’ya doğru yola çıkmıştı. Merkeze yakın olan Heatrow havaalanına doğru ilerliyordu ancak havada son derece yoğun bir sis vardı. Kule ile görüşmelerinde Heatrow’a inişleri uygun bulunmadı. Uçakta önce Paris’e inilip kara ve deniz yolu ile devam edilmesi düşünüldü ama Londra Anlaşması 18 şubatta imzalanacaktı, Paris’e inilmesi programı aksatabilirdi, vazgeçildi. Kule ile görüşmelerinde Heatrow’a 25 km. uzaklıktaki Gatwick havaalanına yönlendirildiler. Alana yaklaşmış olmalarına rağmen kalın sis tabakası nedeniyle meydanı göremiyorlardı. O sırada kule ile irtibatları da kesildi. Pilot göremediği iniş pistine 2 mil kala alçaldı. Ağaçlara çarparak 250 metre sürüklendi ve saatler 16:58′i gösterirken kaza meydana geldi. Ters dönmüş halde ikiye ayrılan uçağın ön kısmı yanmaya başladı. Yolculardan 14′ü hayatını kaybetti. Bu isimler Turizm Bakanı Ali Server Somuncuoğlu, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık, Milletvekili Kemal Zeytinoğlu, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Muzafer Ersü, Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı İlhan Savut, Turizm Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Ali Görmüş, Dışişleri Bakanlığı Katibi Sedat Görmüş, Akşam Gazetesi Muhabiri Burhan Tan ve mürettebattan Kaptan Pilot Münir Özbek, Yardımcı Pilot Sabri Kazmaoğlu, Yardımcı Pilot Lütfi Biberoğlu, Hostes Gönül Uygur ve telsiz operatörü Gündüz Tezel idi.  THY Genel müdürü Abdullah Parla da uçaktaydı ve O da hayatını kaybedenler arasındaydı. Yaralı kurtulanlardan Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade ters dönen uçağın içinde bacağından havada asılı halde kalan Başbakanın sıkışan bacağını kurtararak dışarı çıkmasını sağlamıştı. Yüzünde ve bacağındaki sıyrıkların haricinde Başbakan iyi görünüyordu. Ancak şokta ve son derece de üzgün idi. Yanına gelen Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Melih Esenbel’e güçlükle “Şu hale bak! Ne büyük bir trajedi! Arkadaşlarımız uçağın içinde yanıyorlar! ” diyebildi… Üçü dışında Özel Kalem Müdür Yardımcısı Şefik Fenmen, Çanakkale Milletvekili Emin Kalafat, Afyon Milletvekili Arif Demirer ve Koruma Polisi Kazım Nefes’te yaralı kurtulmuştu. Mürettebattan Hostes Yurdanur Yelkovan ve Yedek makinist Kemal Itık ise ağır yaralıydı.

Çitfçi Antony, bahçıvan Peter Weller ve diğer yardıma koşanlarla birlikte yaralıların enkazdan çıkarılıp uzaklaştırılmasını sağladı. Bir süre sonra uçak infilak ettiğinde tüm yaralılar taşınmıştı. Başbakan ve yanındaki 2 kişi ise Hemşire Elizabeth’in arabası ile yakındaki evlerine götürülmüş ve cankurtaran gelinceye kadar ilk müdahaleleri yapılmıştı.  Olaydan birkaç ay sonra Başbakanın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen hemşire Elizabeth ve ailesini gazeteler manşetlerine taşımıştı. Yıllar sonra kaza gününü anlatırken ise, “Güneşli bir gündü ancak öğleden sonra 3 sıralarında sis çöktü, büyük bir gürültü duyduk. Daha sonra eşim bir uçak kazası meydana geldiğini söyledi ve hemen arabamıza atlayarak kazanın olduğu yere vardık. Bize doğru gelen 3 kişiyi alıp eve götürdüm, eşim ise kalıp ambulanslar gelene kadar yaralılara yardım etti. Başbakan Adnan Menderes şoktaydı ve çok az konuşuyordu. Çok kibar biriydi, devamlı teşekkür ediyordu. ” diyecekti. Bailey’lerin o günlerde 6 yaşında olan kızları Margaret ise yıllar sonra bir Türk doktor ile evlenip İzmir’e yerleşecek ve o günden “Çok büyük bir gürültü oldu, babam kaza olduğunu söyleyerek annemi de alıp gitti, geri döndüklerinde yanlarında 3 kişi vardı. Biri Türkiye başbakanı Adnan Menderes’miş. Şok halindeydi ve zor konuşuyordu. Annem Onun yaralarını temizledi. Daha sonra ambulans geldi ve hastaneye götürüldüler.“ diye bahsedecekti.

İngiltere başbakanı Harold Macmillan ve ‘TC SEV’ adllı uçağı düşüşünden 15 dakika kadar sonra Gatwick havaalanına sağ salim iniş yapan Yunanistan başbakanı Karamanlis, Menderes’i hastanede ziyaret ettiler. Kraliçe Elizabeth II ise Büyükelçiliği arayarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının sağlık durumu hakkında bilgi aldı ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Basın da olaya geniş yer ayırmıştı. İngiliz gazetelerinden Daily Mail “Menderes mucizesi”, Manchester Guardian “Menderes uçak kazasından sağ olarak kurtuldu”, Daily Mirror “Uçak kazasında 12 kişi ölürken Türk başbakanı kurtuldu” diyordu. Türkiye’de ise panik havası hakimdi, BBC’nin haberi duyurmasının ardından başta Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile uçaktaki yolcuların ve mürettebatın aileleri olmak üzere herkes merak içindeydi. Her ne kadar kazanın hemen ardından Şefik Fenmen Bailey’lerin evindeki telefonu kullanarak Londra’daki Türk Büyükelçiliğine haber vermiş olsa da yeni bir haber alamıyor olmak sinirleri yıpratmıştı. Bunu tahmin eden Başbakan hastane yatağından Türk halkına seslenen bir konuşma yaptı; “Uğradığımız çok feci tayyare kazasında, değerli ve sevgili arkadaşlarımızı kaybetmiş olma elemi içerisindeyiz. Cenab-ı Hakk kendilerini rahmetine gark eylesin. Şu anda hatıralarını yaşlı gözlerle anarak ifade edebileceğim. Bu elim kayıplar karşısında her zaman olduğu gibi Cenab-ı Hakk’ın milletimizi ve devletimizi ebediyyen payidar etmesi duasını yine tekrarlarım. Bana gelince kazanın dehşeti karşısında dile getirdiğim hiç kalır. Yine arkadaşlarımla beraber aziz vatanımıza, muhterem ve sevgili vatandaşlarımıza pek kısa bir zamanda sağlıkla ve selametle kavuşmak inşaallah nasip olacaktır.” sözlerini dile getirdiği konuşma BBC’nin yardımıyla Türk radyolarından yayınlandı.

Kıbrıs’ın devlet olarak tanınmasını sağlayacak anlaşma, 19 şubat 1959′da Menderes’in yattığı hastane odasında taraflarca imzalandı. Karamanlis ve Menderes 1 yıl sonra birlikte Kıbrıs’ı ziyaret etme sözü verdiler birbirlerine. Bu sözlerini hiçbir zaman yerine getiremediler. O sırada 1 yıl sonra olacakları İkisi de bilmiyordu. İmzaların atılmasının ardından bir süre sonra hastaneden taburcu olan Adnan Menderes yurda döndü.

mendereshurriyetmanset               Türkiye’de büyük bir kesim Menderes’i sevinçle karşıladı. Dönemin Hürriyet’i “Menderes coşkun sevgi seli ile karşılandı.” diye manşet attığı haberinde “Yüzlerce kurban kesildi, kalabalık arasından yol güç açıldı. Tezahürat karşısında Başvekilin gözü yaşardı.” diyordu. O sırada Muhalefet partisi CHP’nin başında ‘Milli Şef’ İsmet İnönü bulunuyordu ve Başbakanın başında olduğu iktidar partisi Demokrat Parti ile aralarında son derece çetin bir mücadele vardı. Cumhuriyetin kurucularından olan, Atatürk’ün silah arkadaşı ve yakın dostu, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genel Kurmay Başkanlığı yapmış, 75 yaşını geride bırakmış İnönü böyle büyük bir facia karşısında siyaseti devre dışı bırakması gerektiğini bilecek tecrübedeydi. Kalkıp Ankara Garı’na gitti ve Adnan Menderes’i karşılayanlar arasına katıldı. Menderes karşısında İnönü’yü görünce şaşırdı, duygulandı. İçtenlikle el sıkıştılar. Bu olayın ardından kısa bir süre de olsa aralarındaki buzlar eridi, ılıman bir hava esti.

Başbakan’ın evinde de büyük heyecan vardı. Ankara Garından evine gelen Menderes, kapıdan içeri girdiği anda ailesi Onu gözyaşları ile karşıladı. Kucaklaşma ve olay üzerine yapılan hararetli konuşmalar faslının ardından ortalık biraz yatışınca Başbakan Menderes “Berin, bir dakika gelir misin?” diyerek karısını iç odaya çağırdı. Berin Menderes yanına gittiğinde Başbakan kıyafetini sıyırdı ve omuzunu gösterdi. Omuzunda büyükçe bir şişlik vardı. “Burada böyle bir şey yoktu, yeni oldu.” dedi karısına. Berin Menderes irice şişliği görünce korktu, hemen doktor çağırmak istedi, Başbakan büyütmemesini söyledi ve doktor istemedi ama Berin Menderes “Böyle yaparak beni çok üzüyorsun, ne olduğunu merak ediyorum. En azından bir bakılsın.” filan deyince kabul etmek zorunda kaldı. Eve gelen doktor “Hanımefendinin hakkı var efendim.” dedi, “İyi ki bakmışız. Bunu tedavi etmesek fazlalaşırdı.” Uçak kazası sırasında başbakanın bir iç kanaması olmuş, kırık kaburgaları arasına sıkışmış ve karşılama sırasındaki izdihamdan dolayı sıkıştığı yerden kurtulup pıhtı halinde omzuna atmış, şişliğe neden olmuştu. Doktor’un “İyi ki de buraya atmış” dediği şişlik tedavi ile giderildi.

Uçak kazasının sabotaj olabileceği  yıllarca ve bugün de halen çeşitli kesimler tarafından dillendirilse de bu ihtimal hiçbir zaman ispatlanamadı. Uçak Başbakanı Londra’ya taşımak üzere seçilince derhal teknik bakıma alınmış, deneme uçuşu yapılmış ve sabotaj ihtimaline karşı sabaha kadar başında beklenmişti. Kazanın hemen ardından olayı araştıran heyet altimetrenin bozuk olduğu kanaatine vardı. Çünkü uçak deneyimli Kaptan Pilot Münir Özbek’in yapmayacağı bir biçimde son derece alçaktan, olması gerekenden 300 metre daha aşağıdan inişe geçmiş ve ağaçlara çapa çarpa sürüklenerek düşmüştü.

Kazanın üzerinden 15 ay gibi bir zaman geçmiş, kaza nedeniyle kısa bir süreliğine memlekette esen barış havası, yerini yine uzunca bir zamandır devam eden gerginliğe bırakmıştı. Takvimler 27 Mayıs 1960′ı gösteriyordu. Sabaha karşı 04:00′da Kurmay Albay Alparslan Türkeş radyoda TSK olarak yönetime el koyduklarını belirtti. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askeri darbesi gerçekleşmiş oldu. Gerekçe olarak 1950 yılından beri iktidarda olan Demokrat Parti ve lideri olan Başbakan Adnan Menderes’in ülkede bir baskı rejimi kurması, yanlış ekonomi politikaları, irticai faaliyetlere müsamaha göstermeleri ve memleketi kardeş kavgasına sürüklemesi gösterildi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere pek çok Demokrat Partili tutuklandı ve Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmalarına başlandı. Yaklaşık 10 ay süren yargılamaların sonucunda Başbakan dahil 14 kişinin idamına, 31 kişinin müebbet hapsine karar verildi.

Menderesin idamına karar verilince kadim dostu Karamanlis derhal harekete geçti. Sabık Başbakanın Yunanistan’a sürgüne gönderilmesi için çaba sarfetti. ABD Başkanı Kennedy, Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, İngiltere Kraliçesi Elizabeth II,  İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi gibi önemli devlet adamları da idamların durdurulması için teşebbüste bulundular. Milli Birlik Komitesi, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes,  Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu dışındaki idamları affetti. Celal Bayar’ın da ileri yaşından dolayı idam cezası müebbet hapse çevrildi. Geriye kalan 3 isimden Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961′de, Adnan Menderes ise bir gün sonra, 17 Eylül 1961′de idam edildi. Menderes’i Kıbrıs’ın bağımsızlığı için Londra’ya taşıyan ve içinden mucizevi bir biçimde sağ salim çıktığı ‘TC SEV’ adlı uçağın geçirdiği korkunç kazanın üzerinden 2,5 yıldan biraz fazla bir zaman geçmişti ve sabık Başbakan idam sehpasına yürürken kolunda hala Karamanlis’in Kıbrıs hatırası saati vardı…

Zeynep Yalgın.