Bilal EKŞİ, HezarfenDergi Özel Röportajı

3574

Havacılık Sektörü Serüveniniz Nasıl Başladı?            

Bildiğiniz gibi; havacılık küresel bir özellik arz ediyor ve bu nedenle teknolojik yeniliklerin öncelikli olarak uygulandığı ve hız faktörünün büyük önem taşıdığı bir sektör olarak öne çıkıyor.

Teknolojiye ve yeniliklere duyduğum ilgi nedeniyle lisans eğitimimi Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünde tamamladım. Ardından meslek hayatımda pek çok kurumda teknik alanda görev aldım.  Yenilikçi yaklaşımların uygulamaya konulduğu bu görevlerim dolayısıyla da “revizyon” kelimesi, hayatımın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Teknolojik ilerlemenin süreklilik arz etmesi ve hep daha yeniye yönelen dönüşüm süreci; revizyonizmi, etkinlik ve verimliliğin en temel koşulu olarak benimsememde büyük etken olmuştur.

“Süreç”, “yönelim” ve “dönüşüm” tanımlarından oluşan revizyon, nihai bulmayan bir hedefe, ileriye ve geleceğe işaret eder aslında. Bu bakımdan insan hayatındaki keşiflerin seyrini de ifade eder diyebiliriz.  Bu seyrin en güzeli ve tatmin edici olanı da, hiç kuşkusuz, gökyüzünde olanıydı…

Bu bağlamda, ilk olarak 2003 yılında THY’de adım attığım sivil havacılık yolculuğum, Nisan 2011’de atandığım Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile devam etmektedir.

 

Sivil havacılığımızın uluslararası standartlara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?

Sivil havacılık kuralları, yukarıda da belirttiğim gibi, teknolojik gelişmelere paralel olarak hızla değişiyor.  Uluslararası sivil havacılık örgütlerinin koymuş olduğu ve üye ülkelerin uymak-la yükümlü tutulduğu kural ve standartlar, sürekli olarak yenileniyor. Bu açıdan bakıldığında, havacılık sektörünün son derece gelişmiş olduğu ülkelerde dahi uluslararası standartların hemen hayata geçirilmesi ve uygula-maya konmasının zaman aldığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Ülkemiz, özellikle son yıllardaki denetleme ve düzenleme faaliyetleriyle söz konusu standartların en üst düzey- de uygulanması yönünde çok büyük yol kat etmiştir.                            sektörümüzün uçuş emniyeti ve havacılık güvenliğinden taviz vermeden, standartları en üst düzeyde uygulamaları amacıyla ülkemiz, AB uyum çalışmaları da dahil çok sayıda yasal düzenlemeyi hayata geçirmiştir.

Havacılık sektörümüzün uçuş emniyeti ve havacılık güvenliğinden taviz vermeden, standartları en üst düzeyde uygulamaları amacıyla ülkemiz, AB uyum çalışmaları da dahil çok sayıda yasal düzenlemeyi hayata geçirmiştir.

Bu kapsamda, gerek Genel Müdürlüğümüzün denetim ve mevzuat çalışmaları gerekse havacılık sektörümüzdeki gelişmeler doğrultusunda uluslararası standartlara uyum konusunda ülkemizin oldukça iyi bir düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Havacılık sektörümüzdeki işletmelerin, dünya çapında elde ettiği başarılar, diğer ülkelerle kurduğu ortaklık ilişkileri ve dünya pazarlarındaki havacılık yatırımları bu durumu açıkça göz önüne sermektedir.

Burada altını çizmek istediğim önem-li hususlardan biri de,  hem bölgesel hem de küresel sivil havacılık örgütlerine ile olan yakın ilişkilerimizin ve bu örgütlere üyeliklerimiz çerçevesinde izlediğimiz aktif tutumun, uluslararası havacılık standartlarına uyum sürecimizi hızlandıran bir unsur olarak oynadığı önemli roldür.

Uluslararası örgütler nezdinde yapılan toplantılar ve çalıştaylara katılım, hem karar alma mekanizmalarına dahil olmamız hem de yeni düzenle-melere ilişkin mevzuat çalışmalarının vakit kaybetmeden yapılmasını bakımından son derece önemlidir. Ülkemizin bu alanda oynadığı aktif rolün bir diğer sonucu da, sivil havacılık örgütlerinin yönetim kademelerine seçilerek havacılık politikalarındaki etkinliğinin artması.

cimg1341-1

Havacılık alanında eğitim veren Sivil Havacılık Okullarında verilen eğitimleri yeterli buluyor musunuz ?

Öncelikle, uçuş okullarına kısaca değinerek başlayalım dilerseniz. Ülkemizde bugün itibariyle 22 uçuş eğitim organizasyonu bulunmaktadır ve bu okullarda yılda ortalama 350 pilot yetiştirilmektedir. TSK’dan emeklilik veya istifa suretiyle ayrılan pilotlarla da ilave edildiğinde yılda ortalama 550 pilot lisanslandırıl-maktadır. Ayrıca, pilot olmuş personele tip eğitimi vermek üzere yetkilendirilmiş toplam 14 Tip Eğitim Organizasyonu bulunmaktadır. Son 10 yıllık dönemde, aktif lisanslı pilot mevcudu 2200’den yüzde 100’den daha fazla artışla 4800’e yükselmiştir.

Bu hususlar göz önüne alındığında, gerek uçuş okullarındaki kapasite gerekse Genel Müdürlüğümüzün uluslar-arası standartlar çerçevesinde yaptığı pilotluk sınavları çerçevesinde verilen lisans sayısı dikkate alındığında, bu konuda ki eksikliklerin hızlıca kapandığını söyleyebiliriz.

bu konuda ki eksikliklerin hızlıca kapandığını söyleyebiliriz.

Uluslararası üyeliklerden kaynaklanan yükümlülükler kapsamında uygulanan standartlar doğrultusunda ülkemizde tanzim edilen pilot lisansları, başta JAA/EASA ülkeleri olmak üzere tüm dünyada ilave bir işlem gereksinimi olmadan aynen kabul görmektedir.

Bununla birlikte, İngilizce yeterlilik konusunda yayımladığımız talimat çerçevesinde pilotlarımızın dil seviyelerini yükseltmeleri gerekmektedir. Bu konudaki mevzuat çalışmamız doğrultusunda çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Bununla birlikte, pilot okulları ile düzenli olarak gerçekleştirmiş olduğumuz çalıştaylar vasıtasıyla da, tespit edilen sorunlara çözüm önerilerinin koordinasyonla hayata geçirilmesi yönündeki çalışmalarımız devam etmektedir.

Ayrıca, sektörün mevzuat gereği alması gereken ve yabancı uzmanlar tarafından verilen eğitimlerin, üniversiteler tarafından verilmesine yönelik yeni bir çalışma başlattık. Sivil havacılık eğitimlerinin tüm üniversiteleri içerecek şekilde yaygınlaşması yönünde bir hedefimiz var ve bu sayede, sektörümüzün artan nitelikli insan kaynakları ihtiyacının karşılanarak sivil havacılığımızda sürdürülebilir büyümenin sağlanmasını amaçlıyoruz.

Bu okullarda eğitim gören öğrencilerin başarılı olmaları için tavsiyeleriniz nelerdir ?

Uçuş okullarımız ve pilotlukla ilgili İngilizce Yeterlilik konusu büyük önem taşımak-tadır. Bildiğiniz gibi;  ICAO tarafından alınan karar gereği, pilot lisanslarında İngilizce seviyelerinin belirtilmesi gerek-mektedir.  Bu kapsamda yayımladığımız SHT-1L Dil Yeterliliği Talimatı’na göre; Mart 2008’den sonra lisans sahibi olanların Dil Yeterliliği Sınavları’na girmesi gerekmektedir.

Talimat kapsamında sınava ilk girişte kurs/eğitim tamamlama zorunluluğu yoktur. Ancak sınavda başarısız olunması halinde, yeniden sınava girebilmek  için bekleme süresi ve bir kurs programını tamamlama zorunluluğu bulunmaktadır. Pilot adaylarımıza, bu hususu özellikle dikkate alarak hareket etmesini öneriyor ve dil yeterliliklerini sağlama konusunda gayretle çalışmalarını tavsiye ediyorum.

bilal ekşi

THY’nin 6 aylık uçak bakım teknisyeni yetiştirme kursları hakkında  neler düşünüyorsunuz? Sizce bu uygulama 5 yıl üniversite okuyup çaba gösteren gençler için haksız bir uygulama değil mi ?

Üniversite eğitimini sivil havacılık üzerine yapan gençlerimizin bu manada herhangi bir endişe taşımamalarını isteriz. Zira, 5 yıl boyunca bu alanda eğitim alan öğrencilerimizin, sivil havacılık sektörümüzün önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir ivme ile büyüyeceği düşünüldüğünde,  mesleki açıdan en güzel mevkilere geleceğinden ve kariyerlerinde lisans eğitimlerinin büyük fırsatlar sağlayacağına içtenlikle inanı-yorum.

Bununla birlikte bildiğiniz gibi, dünya genelinde sivil havacılık alanında faaliyet gösteren ve belli bir büyüklüğe ulaşan işletmeler, gerekli personel ihtiyacını karşılamak üzere eğitim merkezleri ve akademiler kurmaktadır.

Uzun yıllar ülkemizin bayrak taşıyıcılığını yapan ve köklü birikime sahip olan THY, mevcut tecrübesini kurslar aracılığı ile değerlendirerek kendi personelini yetiştirmektedir. Ülkemiz de, THY nin yanısıra diğer havayolu işletmelerinin de kendi kurmuş oldukları okullar ve/veya üniversiteler ile yaptıkları işbirliği anlaşmaları bulunmaktadır.

Genel Müdürlük olarak bizim önceliğimiz, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği kapsamında havacılık faaliyetlerinin sürdürülmesidir.

Bakım teknisyen lisansları bildiğiniz üzere, ulusal ve uluslar arası kurallara uygun olarak kurumumuzca verilmektedir. Bu kapsamda standartları sağlamayan ve mevzuattaki gereklilikleri sağlamayan hiçbir bakım teknisyenlerinin lisanslandırılması yapılmamak-tadır.

 

Türkiye Sivil Havacılığı Avrupa Sivil Havacılık Otoritesi EASA ya dahil olacak mı?

Bildiğiniz gibi, ülkemiz EASA’nın üyesi olmamakla birlikte, Eurocontrol Teşkilatı ve ECAC’ın yönetim kademelerinde görev alan aktif bir üyesidir. Bu kapsamda Eurocontrol’ün yetkilerinin EASA’ya devredilmesi sürecinde, ülkemizin konumunun netleştirilmesi ve yetki devrinin hak kaybına neden olmayacak şekilde çözümlenmesine yönelik çalışmalarımız devam etmektedir.

Bu çerçevede, geçtiğimiz aylarda EASA yetkilerinin ülkemize  gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında, mevcut düzenlemeye getirilmesi önerilen değişikliklere ilişkin olarak, EASA tarafından sunulacak taslak öneri metni üzerinde ulusal seviyede gerekli değerlendirme ve koordinasyon çalışmalarının yapılmasına karar verilmiştir.

Ayrıca, 2004 tarihinde yürürlüğe giren “Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Bakım Sistemi Yönetmeliği, EASA tarafından yayımlanan Sürekli Uçuşa Elverişlilik Gereklilikleri (EASA Part M) referans alınarak revize edilmiş ve “Sürekli Uçuşa Elverişlilik ve Bakım Sorumluluğu Yönetmeliği” olarak Aralık 2011’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Öte yandan, Genel Müdürlüğümüzün ana faaliyetlerinden olan SAFA denetim hizmetlerinin veri girişinin elektronik ortamda EASA’nın veritabanı ile koordineli şekilde yapılması ve denetim raporlama işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yürütülmesi amacıyla hazırladığımız Denetimlerin Mobilleştirilmesi Projesi bu  yıl hayata geçirilmesi planlanmaktadır.

bilal ekşi

Sivil Havacılığımızı 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz ?

Ulaştırma Bakanlığı tarafından “Hedef 2023” sloganıyla 27 Eylül- 1 Ekim 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen “10. Ulaştırma Şurası” sonunda, havacılık sektörümüz ile ilgili alınan kararlar ülkemizde havacılığın gelişimi açısından son derece önemli hedefler ortaya koymuştur.

Hedeflerimizi 10 yıl içinde gerçekleştirmeyi ümit ediyoruz. Özellikle, Türk sivil havacılığındaki uçak sayısının 10 yıl sonra 750’ye ulaşması yönündeki öngörüden hareketle, kendi imkanlarımız ile yolcu uçağını üretilmesi ülkemiz açısından son derece önemlidir. Bu çerçevede uçak teknolojileri konusunda ülkemizde son yıllarda yaşanan geliş-meler de bizleri gururlandırmakta ve yeni adımlar için itici bir güç oluşturmaktadır.

Ülkemizin uçuş emniyeti ve havacılık güvenliğinden taviz vermeden, uluslararası standartları en üst düzeyde uygulayan bir ülke olarak önümüzdeki dönemde yeni başarılara imza atacağına inanıyorum.

 

Hezarfen Havacılık Dergisi’nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Sektörel yayınların bilgi ve tanıtım açısından çok büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Bu kapsamda sivil havacılık sektörüne yönelik yayınların çoğalmasından büyük memnuniyet duyuyoruz.

Hele, bu sektörel dergiyi geleceğimiz olan gençlerimiz çıkarıyorsa…

Doğukan YAVUZ-Emre SARICA-Elif TİNGİL-Hasan YILMAZ-Sevim MESUT

.