Solotürk Pilotları

2991
mesut-solo-1
Hava Kuvvetleri’nin yüksek performanslı F-16 gösteri ekibi SOLOTÜRK kapılarını Aksiyon’a açtı. Üç yıl zarfında yurt içi ve dışında 60’tan fazla gösteriye imza atan ekip, sıra dışı, limitleri zorlayan ödüllü gösterisiyle dünya liderliğine oynuyor. İşte 13 tonluk ‘Çelik Kartal’ı havada dans ettiren muhteşem pilotlar!     

Gözle ilk temas birkaç saniye sürüyor… Ardından kulakları sağır eden bir gürültü sarıyor etrafı. Siyah F-16 birkaç saniye sonra yeniden görüş alanına giriyor. Yürekleri ağza getiren yeni manevra ile selamlıyor izleyenleri. 13 tonluk ‘Çelik Kartal’ havada dans ediyor âdeta… Dar alanda 20 dakika kadar süren performansta adrenalin hiç düşmüyor. Pilot ya hız limitlerini zorluyor ya da yer çekimine direniyor. Ama altın vuruşunu gösterinin sonunda icra ediyor. Uçağın iniş takımlarını açıp minimum hızda (saatte 200 km) 30 metre irtifaya inerek halkı selamlıyor, âdeta vatandaşla göz teması kuruyor.

 

Türk Hava Kuvvetleri’nin yüksek performanslı gösteri uçağı SOLOTÜRK’ten bahsediyoruz. SOLOTÜRK, Türk Yıldızları’ndan farklı olarak tek uçuyor. Havada kaldığı 20 dakika boyunca senkronize 17-18 hareketle F-16 savaş uçağının yüksek güç ve performansını sergiliyor. Elbette Türk pilotlarının bilgi ve becerileri eşliğinde. Tek kişilik gösteri standart F-16 savaş uçağı (F-16 C Blok-40) ile icra ediliyor. Gösteriye renk katmak için iki kanada duman gereçleri takılıyor. Bir de ‘flare’ler (patlayıcı alev topları) var. Normal şartlarda ‘flare’ler uçağa atılan ısı güdümlü füzeleri şaşırtmak için kullanılıyor. Gösteri sırasında uçak 90 derece açıyla havaya tırmanırken atılan flare’ler gökkuşağı etkisi oluşturuyor. 4. Ana Jet Üssü 141. Filo Komutanlığı’nda görevli SOLOTÜRK’ün diğer F-16’lardan tek farkı boyası. Uçak ile pilotları gösteri haricinde 141. Filo’da verilen görevleri icra ediyor. Gösteriler pilot ve uçak için gönüllü olarak icra edilen ek bir görev.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 1000. sayımız vesilesiyle SOLOTÜRK’ün kapılarını Aksiyon’a açtı. Ankara Akıncı’da bulunan 141’inci Filo Komutanlığı’nda görevli 13 kişilik ekibin bir gününe şahit olduk. SOLOTÜRK projesini A’dan Z’ye konuştuk.

SOLOTÜRK projesinin temeli 2010’da atılmış. Mimarları 3 öğretmen pilot binbaşı: Sedat Yalın Ahbab, Murat Keleş ve Fatih Batmaz. Uçağın seçilmesinden tasarımına, eğitim planlamasından icra edilecek gösterilere kadar her aşamasını birlikte tasarlamışlar. Hem de hiçbir yabancı örnekten esinlenmeden, tamamen yerel imkânları kullanarak! İlk gösteri yaklaşık 1 yıl sonra Hava Kuvvetleri’nin 100. yıl dönümünde icra edilmiş. Hava Kuvvetleri’nden milletine 100. yıl hediyesi olarak sunulan SOLOTÜRK daha ilk yılında 2 uluslararası ödül kazanmış. Geçen 3 yılda 10’u yurtdışına olmak üzere 60’tan fazla gösteri düzenlenmiş. Ekibin 2014 programı bugünden dolmuş. İl, ilçe bazında 150, yurtdışından da 20 davet gelmiş. Ancak ekip imkânlar dâhilinde 30 kadarına cevap verebilecek.

SOLOTÜRK pilotları ortalama 3 yıl için seçiliyor. Standart F-16 savaş uçağı pilotlarından öne çıkan en iyileri elenerek belirleniyor. Ekip 2 pilot, 2 basın halkla ilişkiler personeli ve 9 kişilik bakım biriminden oluşuyor. Karadan havaya tam bir senkronizasyon söz konusu. Konsantrasyon had safhada. Zira ekip ufak bir ihmalin nelere mal olacağının farkında…

Hâlihazırda SOLOTÜRK’ün 1’inci pilotu Yüzbaşı Yusuf Kurt. Öğretmen Pilot Kurt bayrağı bu yılın başında Pilot Binbaşı Sedat Yalın Ahbab’dan devralmış. 2’inci pilot Üsteğmen Erhan Günar. Yüzbaşı Kurt’un uçamaması durumunda SOLOTÜRK’ü Erhan Üsteğmen dans ettiriyor. Biri havada iken diğeri yerde uçuşun emniyet subaylığını yürütüyor. Telsiz üzerinden anlık direktiflerle pilotu yönlendiriyor. SOLOTÜRK gösteri boyunca F-16 tabiatına ters olarak alçak irtifa ve düşük hızda da kullanıldığından yer emniyeti hayati önem arz ediyor. Kuşlar, teller ve anten tehdidi artıyor zira. 1’inci pilotun görev süresi dolduğunda bayrağı 2’nci pilot devralıyor.

Öğretmen Pilot Yüzbaşı Yusuf Kurt ile 141’inci Filo Komutanlığı’nda mutat bir SOLOTÜRK prova uçuşu öncesinde buluşuyoruz. Üsteğmen Erhan Günar ile uçuş öncesi yaptıkları brifing yaklaşık iki saat sürüyor. O gün havada icra edilecek hareketler üzerinden geçiliyor. Zira Yüzbaşı Kurt, havada kumanda kolunu 2’nci pilot ve öğrencisi Üsteğmen Günar’a bırakıyor. Ondan hareketleri icra etmesini istiyor. Günü geldiğinde yerine bırakacağı Günar’ı eğitmek Kurt’un görevi çünkü.

Prova-eğitim uçuşu yaklaşık 1 saat sürüyor. Pilotlar yere iner inmez uçağı hangara teslim ediyorlar. Hangardakiler de bakımlarını yaptıkları uçağa her an uçuşa hazır olması için yakıt yüklüyorlar. Filo’ya dönen pilotlar tekrar brifing odasına girip uçuşu, icra edilen hareketleri değerlendiriyor. Bu kez havada çekilen görüntüler eşliğinde. Ardından Filo’dan verilen mutat emirleri ifa etmek üzere görev yerine dağılıyorlar.

Hava Kuvvetleri’nde ‘nirvana’

Trabzon-Vakfıkebirli Yüzbaşı Kurt çocukluk yıllarında tutulmuş bu sevdaya. İş dolayıyla Belçika’da yaşayan dedesi tutuşturmuş pilotluk ateşini. Yıllık izin için memlekete döndüğünde ona uzun uzun uçakları, pilotları, gökyüzünde uçma keyfini anlatmış. Pilot olmasını tavsiye etmiş. Ortaokul arkadaşının sınıfa getirdiği savaş uçaklarını tanıtan TSK dergisi yönünü askerî okullara çevirmesine vesile olur. Öğretmen anne-babası da kararını destekler.

“Ortaokul son sınıfta Işıklar Hava Lisesi’ne başvurdum ve kazandım. 1999’da Hava Harp Okulu’na girdim. 2003’te teğmen rütbesiyle mezun oldum. Bu yetmiyor, pilotluk eğitimi sonraki 2 yıl Uçuş Okulu’nda sürüyor. 2 yıl zarfında 3 farklı uçağı sorunsuz kaldırır, uçurur ve indirirseniz pilotluk ehliyetini kazanıyorsunuz. Ancak savaş uçağı pilotluğu için Konya’da önce F-5 ardından F-16’yla uçuş eğitiminden geçiyorsunuz. SOLOTÜRK’e kadar farklı uçaklardan müteşekkil 7 aşamayı geçtim. Bu aşamaların birinde sorun yaşasaydım bugün SOLOTÜRK’ü uçuramazdım!”

SOLOTÜRK pilotluğu bir bakıma Hava Kuvvetleri’nde ‘Nirvana’ noktası. Bir pilotun bu noktaya ulaşabilmesi için en az 7 yıl F-16’yla uçması geriyor. Bu da 750-1000 saat havada kalmanız anlamına geliyor. İleri düzey İngilizce ile göreve gönüllü olması da şart… Son kararı bizzat Hava Kuvvetleri Komutanı veriyor. SOLOTÜRK yeni pilota hemen teslim edilmiyor. Öncesinde 1-2 yıl selefinin yanında eğitiliyor. Dolayısıyla SOLOTÜRK’e binmek her babayiğit pilotun harcı değil. Ciddi emek, yoğun çaba gerektiriyor. 13 yıllık birikim üzerine sınırlı aday arasından seçilen Yüzbaşı Kurt, bu kıymetli görevin bütün emeklere değdiğini vurguluyor.

“SOLOTÜRK pilotluğu onur verici bir görev. Bir bakıma Hava Kuvvetleri’ni temsil ediyorsunuz, dışa dönük yüzü oluyorsunuz. Yaptığınız gösteri uçuşlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını, imajını yükseltmesine katkı sağlıyorsunuz. Hava gücümüzü yüksek performanslı göstererek dosta güven, düşmana korku salıyorsunuz. Bir pilotu bundan daha fazla tatmin edecek başka bir görev düşünemiyorum.”

SOLOTÜRK’ü salt gösteri projesi olarak değerlendirmek haksızlık olur. Projenin çıkış noktası gençleri pilotluğa heveslendirmek. Bunun yanında ekip sosyal sorumluluk projelerine de destek veriyor. Yeri geldiğinde lösemili çocuklarla bir araya gelip moral veriyor, yeri geldiğinde ülkenin hava gücünü yurtdışındaki yarışmalarda temsil ediyor. Şehit merasimleri, millî gün ve bayramlarda moral uçuşları düzenliyor. Hava Kuvvetleri Komutanlığı geçen 3 yıl zarfında önemli dönüşler de almış. Gösteri düzenlendiği illerde Hava Kuvvetleri’ne başvuru sayısı birkaç kat artmış.

SOLOTÜRK halka ‘20 dakikalık’ bir gösteri gibi yansısa da işin mutfağında büyük emek ve çaba sarf ediliyor. Pilotlar hemen her gün gösteri hazırlık sortileri yapıyor. Her gösteriye en az bir hafta öncesinden hazırlanıyorlar. Uçak 3 gün kala gösteri yerine götürülüyor. Yerel makamlarla saha, bölge çalışmaları, güvenlik toplantıları düzenleniyor. 100 binlerce kişinin toplanacağı mekânların düzenlenmesi sağlanıyor. Gösteriye bir gün kala son prova yapılıyor. Genelde her uçuş, öncesi ve sonrasındaki prosedürlerle 5 saati buluyor. 13 kişilik ekip 20 dakikalık gösteri için günlerce çalışıyor.

Yüzbaşı Kurt, gösterilerde uçak ve pilotun sınırlarının zorlandığını söylüyor. Havada peş peşe sergilenen figürlerin hoş görünmesi biraz da limitlerin zorlanmasına bağlı. Yıllar önce kurulan Hollanda, Belçika, ABD ve Yunanistan F-16 gösteri ekiplerinin hayal dahi edemediği figürleri hayata geçirdiklerini anlatıyor: “Türk ekibi yeni kurulsa da mukabili ülkelere fark attı. Türkiye bu alanda artık ilk 3’te sayılıyor. Gösterilerde sunduğumuz hareketlerin çoğu bize özel. Diğer ülkelerle kıyaslandığında özgün ve sıra dışı duruyor. Çünkü onların ulaştığı son nokta bizim başlangıcımız oluyor! Mesela bize özgü bir kalkışımız var. Uçak yere çok yakınken ters dönerek yükseliyor. Son katıldığımız uluslararası yarışmada bizden bu hareketi yapmamamızı istediler! Çok tehlikeli buldular. Bunun yerine koyduğumuz yeni kalkış hareketi de ‘SOLOTÜRK kalkışı’ olarak literatüre girdi (gülüyor). Başarılı olmamızın ana unsuru meseleye farklı yaklaşıyor olmamız. Bir Batılı pilot gösteriye iş, meslek açısından yaklaşıyor, limitleri zorlamıyor. Biz meslek gibi görmüyoruz, hayatımız olarak addediyoruz. Vatanı temsil olarak değerlendiriyoruz.”

Kurt, akla gelen hareketleri önce mühendislik açısından hesapladıklarını eğer uçak-pilot imkânları dâhilindeyse simülasyonda denediklerini kaydediyor: “Eğer göze hoş görünürse yüksek irtifada deniyoruz. Başarılı olursak alçak irtifalara çekiyoruz. Sonra yeni figürü gösterenin ilgili yerine işliyoruz. Bunu dans gibi düşünün. Durduk yere çok güzel figürler yapabilirsiniz ama bunu bağlayamıyorsanız figürler güzelliğini kaybediyor. Bizde de aynı şey geçerli.”

Bir gösteri 10 görev uçuşuna bedel!

Son limitlerinde kullanılan uçağın yorgunluğu bakım saatlerinin kısa tutulup parçalarının süresinden önce değiştirilmesiyle gideriliyor. Pilotlardaki yıpranma da gösteri uçuşu görevi 2-3 yılla sınırlandırılarak aşılıyor. Zira bir gösteri uçuşunda yaşanan yıpranma 10 görev uçuşunda yaşanana bedel. Çünkü SOLOTÜRK gösterisi özünde yer çekimine direnme demek. Bu da daha fazla negatif ve pozitif ‘G’ye maruz kalmak anlamına geliyor. Gösteri gereği 1200 km hızdan ani olarak 200 km’ye düşülüyor. 30 metre irtifadan ani bir hamleyle dikine 5 km’ye çıkılıyor!

“SOLOTÜRK uçuşu normal görevlere göre daha yıpratıcı. Daha zor. Normalde göreve gidiş-dönüşte sakin uçuyoruz. Görev sırasında en fazla ‘pozitif G’ye maruz kalıyoruz. Normal görevlerde 1,5 saat uçsanız ancak 5-6 dakika kadar ‘G’ye maruz kalıyorsunuz. Ancak gösteri sırasında bu etki süresi 16-17 dakikayı buluyor. Günlük hayatta insanlar 1G kuvvetine maruz kalır. Yani yer çekimine. Ama pilotlar manevra gereği 9G’ye kadar maruz kalabiliyor. Yani pilot ağırlığının 9 katı baskıya maruz kalıyor. Bir de negatif G var… O durumda da kan beyinde toplanıyor. Ani dalış, ters uçuş esnasında yaşanıyor. Uçaklar maksimum 11, pilotlar da 9G’ye kadar dayanabiliyor. Negatif G hâlinde kan, baş-göz-beyin bölgesine yöneldiği için beyinde kan basıncı artar. Kulaklarda uğultu, beyinde şişme hissi, retinadaki aşırı kanlanma nedeniyle kırmızı görüş (red-out) yaşanır. Pozisyon daha fazla sürdürülürse bilinç kaybı olur. Gösteri uçuşlarımızda bu durumun başlangıç aşamasını yaşıyoruz. Uçağı bu durumlarda kullanabilmek için bazı nefes alma teknikleri var. Aynı zamanda kullandığımız özel giysiler söz konusu etkileri azaltıyor. Bu zorlamaya dayanmak için sürekli spor yapıyoruz. Dengeli beslenip düzenli yaşıyoruz.”

Yüzbaşı Yusuf Kurt, gösteri sırasında yerde yaşanan coşkunun, tezahüratın havadaki yorgunluğu unutturduğunu söylüyor: “İnsanları mutlu etmek çok güzel. Bu bizi daha iyi gösterilere imza atmaya yönlendiriyor. Rüyalarımızda yeni hareketler denediğimiz oluyor (gülüyor).”

Genelin aksine gösterinin kısa sürmesini, SOLOTÜRK’ün bir an önce yere inmesini isteyenler de var! Onlar ‘Çelik Kartal’ı uçuran pilotların yakınları. Yusuf Kurt, başta annesi olmak üzere aile yakınlarının gösterilerini seyredemediklerini anlatıyor. Özellikle annesinin her gösteri öncesinde gözyaşlarıyla dua ettiğini aktarıyor.

Sesten hızlı savaş uçağından inip arabaya binmenin nasıl bir duygu olduğunu soruyoruz. F-16 ile 3 dakikada Bolu’ya, 5 dakikada Eskişehir’e varan pilotun yere indikten sonra trafiğe takılmayı kolayca kaldıramadığını söylüyor. Bundan ötürü trafiksiz güzergâhları tercih ettiğini vurguluyor.

Pilotların kabiliyeti artıyor

SOLOTÜRK’ün 2’nci pilotu Üsteğmen Erhan Günar, 1983 Konya doğumlu. O da Yüzbaşı Kurt gibi çocukluğunda sevdalanmış pilotluğa: “Bu bir aşk… İşime duyduğum sevgiyi kelimelere sağdıramıyorum!” SOLOTÜRK ile yolu iki yıl önce 141’inci Jet Filo Komutanlığı’na atanmasıyla kesişmiş. Eğitim sortilerini izlerken tutulmuş SOLOTÜRK’e. Pilot çağrısı yapılınca da başvurmuş. Hâlihazırda eğitimi sürüyor. Her şey yolunda giderse 1,5 ay sonra tamamlayacak. Figürlerin büyük bir kısmını yapabiliyor. İlk gösteri uçuşunu da hocası Yusuf Kurt’un uygun göreceği gün yapacak. Gösteri uçuşu görev uçuşlarına görece daha ağır gelse de uçağı son limitlerinde kullanmanın pilota büyük bir haz verdiğini belirtiyor: “SOLOTÜRK Hava Kuvvetleri’mizin vurucu gücünü gösteriyor. Türk pilotlarının korkuyu kontrol edebilme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlıyor. Dosta güven, düşmana korku veriyor. Gerçi ailelerimiz de bir nebze korkuyor! Biz gökyüzünde özgürce figürler çizerken, onlar bir an önce gösterinin sona ermesi, uçağın emniyetle yere inmesi için dua ediyor. Pilotlarda büyük heyecan, tutku uyandıran hareketler onlara kaygı veriyor. Ancak gösteri bittiğinde gösterinin gururunu taşıyor.”

.