Uçak Kazası ve Olayın Son Tanığı

3184

Eastern Air Lines’a ait Lockheed l-1001 Tristar tipi yolcu uçağı talihsiz bir şekilde piste yaklaşırken bataklığa çakıldı. Kazanın bilançosu ağırdı. 176 kişi bulunan uçaktan sadece 75 kişi  hayatta kalabildi. Communication hatasından kaynaklanan uçak kazası sonrası havacılık güvenliği için devrim niteliğinde kararlar alınmıştır.

New York – John Kennedy Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan ve Miami Uluslararası Havalimanı’na varması planlanan Lockheed uçağı, iniş için hazırlıklara başlamıştı. Pistin ışıkları yavaş yavaş belirmeye başladğında pilotlar iniş takımlarını açmaya başlar. Fakat burun iniş takımının açıldığını gösteren ikaz lambasının yanmadığı fark edilir. Pilotlar iniş takımını kapatıp yeniden açarlar fakat lamba yine yanmaz.  Arızanın aviyonik olup olmadığını anlamak için uçuş mühendisi kokpitteki tüm lambaları kapatıp açar. Fakat sonuç yine aynıdır. Belki de iniş takımı açılmıştı ve lamba yanmamıştı. Pilotlar iniş takımının açılıp açılmadığını göremiyorlar. Kaptan pilot işi garantiye almak için otomatik pilotun açılması talimatını verir. Uçak pist etrafında tur atmaya başlar.

Kaptan, uçakta bulunan uçuş mühendisine A&A kompartmanından iniş takımlarının durumuna bakmasını söyler. Kaptan pilot iniş takımında bulunan teknik ışığı açmayı unutuştur. Mühendis yukarı çıkarak kaptanı uyarır. Yeniden kompartmana indiğinde uçağın 2000 feetten 900 feet’e düştüğü fark edilir. ATC anormal bir durum olduğunu ekranından görünce pilotlar ile iletişime geçer ve bir sorun olup olmadığını sorar. Pilotların sorun yok cevabına karşı kule görevlisi radar ekranından sorunun kaynaklandığını düşünür.

Uçak kimsenin farkında olmadan batıdaki bir bataklığa doğru ilerlemeye başlar. Uçağın yüksekliğinin 2000 feettden 900 feete düştüğü ancak uçağın bataklık ile temasa başlaması sonrasında anlaşılır. Pilotlar tam gaz verip yükselmeye çalıştıkları anda uçak bataklık ile temasa başlar ve alev alır. Uçağın deniz seviyesinde olduğunu gören ATC uçak ile yeniden iletişim kurmaya çalışır fakat cevap alamaz. Kısa bir süre sonra acı haberi başka bir uçak verir. Bataklık üzerinde büyük bir patlamanın görüldüğü rapor edilir…

Patlama uçağın tamamına zarar vermemiştir. Bataklığa saplanan uçakta sağ çıkmayı başaran yolcular gelen yardım ekipleri tarafından kurtarılmıştır.

En teknolojik donanıma sahip olan bu uçağın neden düştüğü herkes tarafından merak edilmiştir. Uçağın düşüşü bir anda olmamıştır. Uçak yavaş yavaş ve piste iner gibi bataklığa saplanmıştır.

Uçakta bulunan kaptan pilot hastaneye kaldırılmadan yolda hayatını kaybeder. Uçuş mühendisi ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeder. Geriye en kalan en öndemli kant CVR ve FDR’dır. Yani kara kutulardır.

Teknik incelemelerde herhangi bir sorun olmadığı rapor edildi. Öyle ki çoğu cihazların zarar görmediği ve kullanılabilir durumda olduğu belirtilmiştir.  Peki bu fark edilmeyen korkunç kazanın sebepleri neydi? Akla gelen ilk şüphe pilot üzerinde olmuştur. Pilotun sağlık olarak tümör sorunu vardır. Fakat bu sorun uçuşa engel oluşturabilecek bir sıkıntının olmadığı doktor raporları ve otopsi sonucunda anlaşılmıştır.

Sorunun otopilotta olduğu düşünüldü. Fakat yapılan testlerin sonucunda otopilot da sağlam çıktı.

En garip hata ise kule görevlisinin yani ATC’nin pilotları irtifa ile ilgili uyarmamasıdır. Fakat bu durum havacılık yönetmeliğinde kesin olarak belirtilmiştir. ATC, pilotları irtifa konusunda bilgilendirmek zorunda değildir.

Uçakta bulunan GPWS sistemi, uçağın yüksekliğinin 250 feetin altına düştüğünde sesli uyarı ile pilotları uyarır. Bu kazada GPWS çalışmış ve pilotlar uyarılmıştır. Ancak pilotlar bu alarmı fark etmemişlerdir. Pilotların hepsi lambanın durumu ile uğraşıyorlardı, uçuş mühendisi de kokpitte değildi. Kolayca duyulabilecek bu sesi başka bir soruna odaklandıkları için pilotlardan hiç biri duymamıştı. Communication sistemi burada çalışmıştır. Pilotlar sesli ve görsel olarak uyarılmıştır. Kazaları sorgulayan müfettişler, ilginç bir şeyi de fark ederler. Birçok pilot, otomatik pilota kendilerinden daha çok güvenirler. Teknolojiye çok güvenmek bazen insanları hataya götürebilir.

Kokpit Ses Kayıdı (CVR) ile Uçuş Data Kayıdı (FDR) karşılaştırıldığında inanılmaz bir gerçek daha gün yüzüne çıkar. kaptan pilot, uçuş mühendisine iniş takımlarını kontrol etmesini söylediği anda arkaya dönerken otomatik pilot düğmesine dokunarak otomatik pilotu devre dışı bırakmıştır. Karanlık gecede pilotlar irtifa kaybettiklerini fark edemezler.

Olayı inceleyen müfettişlerin fark ettiği  en üzücü olay ise kazaya sebep olan lambanın sadece bozuk olmasıydı. Yani iniş takımı sorunsuz olarak açılmıştı. Uçakta bulunan en ucuz malzeme milyon dolarlık uçağın düşmesine sebep olmuştur.

CVR ve FDR kayıtları uçuş sonrası kazanın sebeplerinin seyrini inanılmaz bir şekilde değiştirmektedir. Olayın tüm şahitleri ölse bile geride her zaman olayın en yakın tanığı sapa sağlam kalacaktır. En sağlam tanık karakutulardır.

Doğukan YAVUZ